ŞUHUT
İç Egenin en doğusunda yer alan Şuhut’un il merkezine uzaklığı 29 km.dir.

Hayvancılık ve tarım başlıca geçim kaynaklarıdır. Şuhut önemli bir et üretim merkezi olup, işlenmiş et ve et ürünleri Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerimize sevk edilmektedir.

Turizm:

Gali ve Sünlü Çayları, İlyaslı Deresi, Kayabelen Göleti ve Selevir Baraj Gölü başlıca yüzey sularıdır.

Hisar Tepesi (Synnada Höyüğü), Bininler, Karadili, Kepirtepe Hüyüğü’nün başlıca görülmeye değer ören yerleridir.

Keşkeğiyle ünlü bir ilçemizdir.

Tarihi:

Şuhut ilçesi tarihinin neolitik Çağa kadar uzandığı, Şuhut Hisar, Karadilli, Kepirtepe Hüyüğünün bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir.

Hititler döneminde ise Afyon ve Kütahya illerinde hüküm süren Mira Krallığına bağlı bir prenslik olan Kuvalya’nın başkentinin Şuhut olduğu bilinmektedir. Şuyut’un netlenmiş biçimdeki tarihi ise Akmas adlı Frig komutanın Trova savaşlarına katılan ve mağluplar arasında yer alan birliklerini uraya çekerek, M.Ö. 1180 yıllarında SYNNADA kentini kurmasıyla başlamaktadır.Daha sonraki yıllarda ise Synnada’nın önce Lidya, daha sonra da Pers egemenliği altına girdiği görülmektedir. Hatta Perslere sığınan Atinalı ünlü komutan Alkibiyedes M.Ö. 404 yılında bugünkü Balçıkhisar kasabası sınırları içerisinde yer alan melisse çiftliğinde ölmüştür.

Daha sonraki yıllarda ise Synnada’nın Romalılarca Bergama Krallığından alındığı ve kente M.Ö.72’den M.S. 396’ya kadar süren Roma egemenliğinin başladığı bilinmektedir. 80.000 nüfuslu olan şehir Romalı bir komser tarafından yönetilmekte ve bağlı 22 ilçe yer almaktadır. Bölgede M.S. 395’ten itibaren Bizans egemenliği dönemi başlamıştır. Synnada bu dönemde Cıfud adıyla önemini korumuştur. Kent çeşitli defalar Emevi seferlerine maruz kalmış, fakat Bizans egemenliği1150 yıllarına kadar sürmüştür.

Türk egemenliğindeki Şuhut 1150 yıllarında Orta Asya’nın güneyinden göç eden Akan boyu Türk’lerince kurulmuştur. Bu dönemde Afyon “samak” yani valilikti. Şuhut’da buraya bağlı 10 subaşılıktan biri olan idari yapıda yer alıyordu.

Selçuklu egemenliğinden sonra Şuhut’da 1321 1346 yılları arasında Sahipata Oğulları Beyliği’nin hüküm sürdüğü görülmektedir.

Şuhut ve Çevresi Yıldırım Beyazıt zamanında 1392 yılında Osmanlı topraklarına katılmış olup, Osmanlılar döneminde Şuhut, Afyon kadılığına bağlı 40 adet köy ve nahiyesi bulunan 1200 hanelik Anadolu kasabası olarak yaşamını sürdürmüştür. Bizanslılar döneminde Cıfud olan adı Transkripisyon’a uğrayarak önce Çıfud, daha sonra da Şuhut olmuştur. Şehir 1862 yıllarında önemli bir deprem geçirmiş, evlerin yarısı ve bu arada bir çok tarihi anıt deprem nedeniyle yıkılmıştır. Bunun yanında Şuhut 1884 yılında nahiye, 1896 yılında köy, 1912 yılında tekrar nahiyeolmuş, 1913 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Kurtuluş Savaşımızda ise Şuhut kısa sürede olsa ulu önder Atatürk’ü dolayısıyla başkomutan karagahını ağırlama şerefine erişmiş ilçemizdir. 1946 yılında ilçe olup, bu statüsünü halen sürdürmektedir.

İç Ege bölgesinin en doğusunda, Afyon ilinin güneyinde Batı Anadolu’yu İç Anadolu’ya bağlayan eşik üzerinde yer alan Şuhut’un yüzölçümü 98.200 hektar olup, 1151m rakımı ile Afyon’un en yüksek yerleşim merkezlerinden biridir. İlçemizin kuzeyinde Afyon ili, batısında Dinar, Sandıklı, Sincanlı ilçeleri, doğuda Çay, güneyinde ise Isparta ilinin Yalvaç ve Senirkent ilçeleri ile çevrilidir.

Merkez dahil 5 kasaba ve 33 köyden oluşmaktadır.